Adnan Oktar ve arkadaşlarının davasında iftiracılık müessesesine dikkat çekildi.

Adnan Oktar ve arkadaşlarına yapılan operasyon ile ilgili, suçlamaların iftira olabileceği, iftiracılık müessesesi ve iftira etmekte organize davranılabileceği ve adli makamları yanıltabilecekleri konusunda uyarılar yapıldı.

Yapılan açıklamada:

"YARGI SİSTEMİNİ ÇÖKERTECEK BÜYÜK TEHLİKE İFTİRACILIK MÜESSESESİ

Emniyet ve yargıda hala aktif faaliyet gösteren kripto FETÖ’cülerin destek ve yönlendirmesiyle sözde "itirafçılık" adı altında yeni ve sinsi bir "İFTİRACILIK" müessesesi oluşturmak istenmektedir.

Kripto FETÖ'cülerle bunların siyaset, medya ve kriminal dünyadaki uzantıları olan çeşitli münafıkane yapılanmalar, devlete, millete, hükümete, Sayın Cumhurbaşkanımıza ve tüm Müslümanlara, her koşulda tam destek veren ve FETÖ'ye karşı en etkin mücadeleyi yürüten çevrelerden son derece rahatsızdır. Sayın Adnan Oktar ve arkadaşları da bu kişi ve çevrelerin başında gelmektedir.

Bu yüzden Kripto FETÖ’cüler, bu masum insanlara husumet duyan bazı kişileri organize edip asılsız şikayetlerde bulunmaya yönlendirmiş, açılan soruşturma dosyalarını sahte suç isnatlarıyla doldurup, en sonunda onları mahkum edebilmek amacıyla da alçak ve kahpe bir sistem kurmuşlardır: "İFTİRACILIK"

FETÖ'nün Emniyet ve Yargı içinde bugün hala cirit atan münafık kriptoları, bu yöntemle hasımlarını, yani devlete ve hükümete her koşulda büyük destek veren kişileri etkisiz kılmak amacıyla kendilerince karalama, itibarsızlaştırma ve uzun süreli mahkumiyetlere çarptırma arayışındadır.

Hukuksuz tutuklamalar, cezaevlerinde kasıtlı oluşturulan kötü ve sağlıksız koşullar, emniyetsiz ortamlar, baskıcı uygulamalar, basın ayağıyla bu tuzakların desteklenmesi ve ülkeyi huzursuzluğa iten 28 Şubat tarzı medya anlayışı ile oluşturulan linç ortamı yalan itirafçı yani İFTİRACI devşirmede uygulanan temel fiziki yöntemlerdir.

İnsan hak ve özgürlüklerini hiçe sayan bu fiili hukuksuzlukların yanı sıra, psikolojik yöntemler de iftiracı devşirmede yoğun biçimde kullanılmaktadır:

Tutukluları, "çok uzun süreli mahkumiyetler alacakları, ölene kadar hapislerde çürüyecekleri", "ailelerinin ve yakınlarının zarar görecekleri", "toplum içindeki itibarlarının yok edileceği", "tüm para, mal, mülk ve birikimlerini kaybedecekleri", "ticari ve sosyal hayatlarının biteceği" şeklindeki tehditlerle yıldırma ve korkutma çalışmaları psikolojik yöntemlerin başlıcalarıdır.

Tutuklulara bir süre bu ağır ve zorlu koşullar yaşatıldıktan sonra, "bu ortamda ölene kadar kalmak istemiyorsan bizim istediğimiz yönde açıklamalar yapar, (yani arkadaşlarına iftira atarsın), istediğimiz ifadeleri de imzalarsın" teklifi gelmektedir.

Eski dönemde, gözaltındakilere hayali suçlar yüklemek, sahte itiraflar yaptırmak için emniyette uygulanan klasik "İŞKENCE"nin yerini bugün hukuksuz gözaltı ve tutukluluklar, “CEZAEVLERİNDEKİ ÖRTÜLÜ ve SİNSİ İŞKENCE” teknikleri almıştır.

İşkencenin yöntem ve formatı değişmiştir. Amaç ve zihniyette ise hiçbir fark yoktur.

Ancak bilinmesi gerekir ki bu tür yöntemlerle iftiracı devşirmek, resmî kurumların kullanılması suretiyle işlenen çok ağır ve çirkin bir suçtur. Devletin itibarına, güvenirliğine açılmış bir savaştır.

Devletimizden ricamız bu sinsi FETÖ’CÜ "İFTİRACILIK" müessesesine acil önlem alınmasıdır."

Kaynak: https://www.adnanoktargercekleri.com/oku/iftiracilik/2